irfanozguzel 0 Takipçi | 1 Takip

ERGENOKON OPERASYONUNUN MSN KAYITLARI

2008-02-07 12:38:00



İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ümit Sayın’ın yıllar önce eski asker ve kuvvacılarla yaptığı yazışmalar operasyona yepyeni bir boyut kattı. Bu yazışmaları ortaya çıkaran isimler ise çok daha ilginç...

Taraf’ta ortak köşe yazan Polis Akademisi Dekan Yardımcısı Önder Aytaç ile Utah’ta araştırmalar yapan emniyetçi Emre Uslu... İkilinin diğer bir ortak yönü de askerin TESEV’le ilgili uyarılarına hedef olmaları

Tutuklama sayısı 13’e çıkan Ergenekon Operesyonu’nda iddianame hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, ortaya atılan yeni iddialar da kafaları karıştırmaya devam ediyor. Son olarak, 2.5 yıl önce Doçent doktor Ümit Sayın’ın bilgisayarında polisin ele geçirdiği bazı yazışmaların “Ergenekon örgütlenmesinin” ilk işaretlerini verdiği önü sürüldü. Bu yazışmaları gündeme getiren kişinin Polis Akademisi’nde Dekan Yardımcılığı yapan Doç. Önder Aytaç olması ise konuyu iyice tuhaf hale getirdi. Zira polislerin hocası olan Doç. Aytaç, TESEV’in raporunda TSK’yı kötülediği için Genelkurmay Başkanı Büyükanıt tarafından eleştirilen bir isimdi.

YİNE BİR DOSYA DAHA

Gündeme gelen yeni olayı kavramak için biraz gerilere gitmek gerekiyor. 2005 yılı ortalarına... O tarihte İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, kendisine gönderilen ’tehdit’ dolu e-mailleri polise verip, işlem yapılmasını istiyor. Polis, bu bilgisayarın aynı üniversiteden Doç Dr. Ümit Sayın’a ait olduğunu tespit ediyor. Ve savcılık kararıyla Doç Sayın’ın evindeki bilgisayar alınıyor. İçindeki binlerce yazışma taranıyor. Tehdit mektubunun dışında askerlerle ve kuvvacılarla yapılan ’Haydi silahlanalım’ türü çok ilginç yazışmalara da rastlanıyor. Bunlar inceleniyor, ancak herhangi bir işlem yapılmıyor.

SADECE PARA CEZASI ALIYOR

Mahkeme, Doç. Dr. Sayın’a hakaret dolu e-postalardan dolayı 11 ay 20 gün hapis cezası veriyor; ancak Yargıtay cezayı paraya çeviriyor. Ve İstanbul Üniversitesi Soruşturma Komitesi Doç. Dr. Sayın’ın öğretim üyeliğinden çıkarılmasına karar veriyor. Fakat Doç. Sayın alınan karara itiraz edince YÖK Disiplin Kurulu öğretim üyeliğine devam etmesi yönünde karar alıyor.

ŞAŞIRTICI KONUŞMALAR...

Polis, Doç. Dr. Sayın’ın bilgisayarını inceledikçe ’silahlı güçler oluşturmayı’ isteyen, bu amaçla planlar yapan kişilerin ifadelerini dikkatle izledi. Ve suikast kurbanı Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmeden önce bu kişilerce ’Güvenilmez, ikili oynuyor’ diye eleştirildiği saptandı. Hablemitoğlu öldürülünce bu belgeler Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi ve cinayet soruşturmasına eklendi.

POLİSLERİN HOCASI YAZDI

Ergenekon Operasyonu’nda 13 tutuklama olduktan sonra bu belgeler dün Taraf gazetesinde gündeme geldi. Bu konuşmaları ortak köşe yazılarında yazanlar ise 5 yıldır Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini yürüten Önder Aytaç ile ABD Utah’ta araştırmalar yapan emniyetçi Emre Uslu. Bu iki ismi yazarlık dışında bir araya getiren bir nokta da Genelkurmay Başkanı’nın suçlamalarına hedef olmaları. TESEV’in bir almanağına destek olan bu ikiliyi Org. Yaşar Büyükanıt, “Polis akademisi mensuplarının olması dikkat çekici” diye uyarmış, emniyet de bu kişiler hakkında inceleme başlatmıştı.

Bunlar da mı doğru?

İşte bu ikili, Taraf Gazetesi’ndeki köşesinde bu yazışmaları ’Tanrı aşkına bunlar da mı doğru’ başlıklı yazısıyla kaleme aldı. Doç. Dr. Sayın’ın Binbaşı O.T, üsteğmen Z.Y., Yarbay M.S. ve C.K. gibi kişilerle yaptığı ’chat’ görüşmeleri Ergenekon Operasyonu dosyasına girdi.

REKTÖR PARLAK’AT EHDİT E-MAIL’İ ATMIŞTI

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nde öğretim üyesi olan Doç. Ümit Sayın’ın bazı askerler ve kuvvacılarla yaptığı bilgisayar yazışmaları, o tarihte İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak’a gönderdiği bir tehdit mektubunun ardından ortaya çıkmıştı. Tehdit e-mail’ini Sayın’ın yolladığını tespit eden polis, bilgisayarda bu şaşırtıcı yazışmalara da rastlamış, ancak bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapılmamıştı.

TESEV ALMANAĞINA DESTEK VERDİ

5 yıldır Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini yürüten Önder Aytaç, Genelkurmay’dan büyük tepki alan TESEV’in Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim almanağına destek vermişti.

İşte Doç. Sayın’ın bilgisayarındaki yazışmalar...

‘Hedefimiz iç savaş gayri nizami harp yapmalıyız’

Doç. Sayın, yarbay M.S.’ye düşüncelerini aktarırken, yarbay bu durumdan rahatsız oluyor ve daha tedbirli olmak adına Doç. Sayın’ı uyarıyor.

Ümit Sayın: Özel harp gereğini fark eder ve yapar. Artık gayri nizami harp yapmamız gerekiyor.

M.S.: Hocam lütfen biraz da havadan sudan bahsedelim, olmaz mı?

Ü.S.: Tamam, korkmayın yarbayım. Kimse jilet atmaz bu mesajlara.

(...)

Ü.S.: Sonuçta örgütlenip bizim düşündüğümüz bazı eylemleri yapmadan hiç bir yolu yok. Yani gerekirse silahlı. Dünyadaki en büyük güç nedir biliyor musunuz? Gizlice adam öldürebilmek. Hedefimiz iç savaşa hazırlanmak zaten.

Silahlı birlik oluşturmalı

Doç. Dr. Sayın bu kez de Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Musa’nın Çocukları kitabının yazarı Ergün Poyraz’ın yayıncısı C.E. ile internetten yazışıyor...

Ü.S.: Partinin yanı sıra gizli örgütlenme şart. Çünkü dernek, parti, dergi, açık grupların içine mutlaka sızacaklardır, bizim paramız yok, karşıdakilerin korkunç parası var...

C.E.: Bunu yapacak Kemalist, sosyalist kadrolar mevcut. Ancak tek sorun bunların egolarını yenmek ve bir erek uğruna çalışmalarını sağlamaktır. Ayrıca hiç kıvırmaya gerek yok. Tabii ki istihbarat birimleri ve silahlı militan kadroları olmalıdır. Mevcutta bu unsurlar da var. Onları bir araya getirmek daha kolay oluyor.

Ü.S.: Temel de aynı fikirleri savunuyoruz seninle. Söylediğin gibi silahlı ve istihbarat kadrolarının kompartıman usulü çalışması lazım.

C.E.: Benim geçmişimde Dev-Yol, Dev-Genç deneyimi var. Silahlı birlikler oluşturmak sanıldığı kadar zor bir iş değil. Buna hazır deneyimli insanlar var. Bu iş en kolay yan.

‘Biz Hablemitoğlu’nu bir türlü anlayamadık...’

Doç. Dr. Sayın, bir yazışmada da 18 Aralık 2002 tarihinde silahlı bir saldırı sonucu yaşamını yitiren Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu hakkında düşüncelerini dile getiriyor ve onu ’anlayamadığını’ söylüyor. Bu yazışma ise Doç. Dr. Hablemitoğlu ölmeden önce, 27 Ocak 2001’de gerçekleşiyor...

Ü.S.: Şimdi örgütlenmeden bahsederken, tabii ki düşmanları iyi saptamak lazım. Biz Hablemitoğlu’nu bir türlü anlayamadık mesela. MHP ile ilişkiliymiş, ülkücü geçmişi olanlar kesinlikle düşmandır. Düşmanlarımızı iyi bilmeliyiz ve affetmemeliyiz. Bunca yıllık hayatımda bir şey öğrendim. Seni satan adamları bir daha affetmeyeceksin. Çünkü affedersen ikinci kez mutlaka seni satacaklardır. Bence en mantıklısı her şeyi sessiz sedasız yapacaksın. Adam mı öldüreceksin, Hassan Sabbah yöntemleri ile öldüreceksin ve kendini reklam etmeyeceksin.

C.E.: Hedef törensel toplantılar ve fikirsel çalışmalar yapan alt grupları üretmek ve bir virüs gibi üç kola yayılmak.

46
0
0
Yorum Yaz