irfanozguzel 0 Takipçi | 1 Takip

ATATÜRK ATAM BIZI AFFET

2007-05-18 03:19:00


Sevgili Atam,
Bu mektubu yazacağımı asla düşünmezdim sana ama o gün geldi işte. Sana bir sürü şikayetim var Atam. Diyeceksin ki "Ben size emanet ettim bu vatanı, niye bana geldin?" Evet ettin de biz beceremedik, koruyamadık bu ülkeyi. Önce yıllarca sahte Atatürkçüler bizi sömürüp durdu. Güzelim ülkemizi, o saf tertemiz halkımızı sahte vaatlerle oyalayıp, kandırdık. İşimize geldiğinde biz Türküz, her şeyin en iyisini yaparız, alın işte size fabrika, iş dedik ama bu dediklerimizi sadece seçim zamanı meydanlarda yaptık. Sonra işimize gelmediğinde al ananı git dedik. Sen demiştin ya hani bir gün: "Bu halka her şeyi öğrettim ama uşaklık yapmayı öğretemedim." Onu da öğrettiler Atam. Şimdi Amerikaya, Avrupaya uşaklık ediyoruz. Bunu da güya senin için yapıyoruz.

Sen öldükten sonra uzun yıllar tek parti dönemi yaşadı bu ülke. Yani senin istediğin demokratik yapıya hemen geçilmedi. Sonra çok partili dönem başladı. İlk işleri de Türkçe ezanı kaldırmak oldu. Uzun müddet bu adamlar güya Atatürkçüyüz deyip bizi yönettiler. Bir gün askerler dedi ki "Yeter artık vatan elden gidiyor, hadi ihtilal yapalım." Yaptılar da. Önce o adam ve bir kaç arkadaşlarını astılar. Gerçi sonra o asılanlara iade-i itibar yapıldı. Ne itibarları varsa. Bir müddet işler çatlak patlak gitti. Sonra birileri sağcı, solcu dediler. Başladık dövüşmeye. Kimileri en iyisi komunizm dedi kimileri de yok turancılık ve islam ümmetçiliği. Birileri birilerini öldürdü sürekli. Dışardakiler büyük bir zevkle izlediler. Ha bu arada senden bahseden yok tabi. Neyse Atam 1972 deki ara müdaheleyi saymazsak askerler yeniden dur dediler. Bir müddet onlar idare etti bizi. Güya halkı uyandırmak için hadisler okudular konuşmalarında. Gerçi idarenin başı arada bir hangi şehirde olduğunu karıştırıyordu ama olsun. Kimler yönetmemişti ki bizi o ana kadar. Sonra onlar da çekildiler köşelerine ve siviller devraldı yönetimi. Bu sıralarda karşımıza kısa boylu tonton bir adam çıktı. Bu ülkeyi küçük Amerika yapmaya kafaya koymuştu. Hatta bir gün hiç unutmam, ona memurun durumu iyi değil diye sitem edildiğinde "benim memurum işini bilir" diyecek kadar da iyi ve özlü bir yöneticiydi. Sonra senin Çankaya'na da çıktı o adam. İlk sivil kökenli Cumhurbaşkanı olarak hem de. Sonra öldü. Bu sefer başka bir sivil kökenli geldi. Hani yukarda bahsetmiştim ya birileri birileriyle sağcı solcu diye dövüşüyorlardı. O sıralarda başbakan ve muhalefetin başı da olmuştu. "Hatta benzin var da biz mi içtik," demişti de çok gülmüştük. Komik adamdır aslında. Onu görev süresi de bitti bu sefer de bir hukukçuya verdiler emanetini. Eh fena sayılmazdı. Gerçi hep mesafeli durdu ama olsun en azından çok dürüst bir adamdı. Adamdı diyorum çünkü görev süresi bu yakınlarda bitiyor. Köşesine çekilecek.

Çekilecek de asıl problem şimdi başlıyor. Diyeceksin ki yukarda yazdıkların neydi? Onlar sorunların bazıları. Yıllarca süren yanlış politikalar, sistemli kadrolaşma, en büyük dostumuz Amerika'nın yeşil kuşakları falan derken halkımız bir dindar oldu ki sorma gitsin. Yaşlı ninelerimizin başörtüleri oldu türban. Hatta sayın başbakanımızın eşi bir sürü farklı renklerdeki türbanlarıyla dünyanın her yerinden konuklar karşıladı, ülkelerine ziyarete gidip senin o çok güvendiğin çağdaş Türk kadınını bir güzel temsil etti. Ama en komiği Suriye'ye gittiğinde idi. O koca müslüman ülkenin başkanının eşi türban takmak yerine senin istediğin çağdaş kadının görüntüsünü sergilerken, laik Türkiye'nin başbakanının eşi ise bizleri kurtarmak için çabaladığın karanlık zihniyetin 21nci yüzyıl görünümüne bürünmüştü. Sokaklar kara çarşaflar, türbanlar, sarıklılar, tarikat üyelerinden geçilmiyor. Bir de zengin ve dindar bir kesim var. Onlar daha da bir komik. Son model bir araba, içinde nefis bir makyaj yapmış son moda güneş gözlükleriyle direksiyona kurulmuş hoş mu hoş türbanlı bir hanım. Dindar ve de namuslu. Başını örtmüş ya daha ne olsun. Eh muhtemelen eşi, babası ya da her kimse bir yerlerden ihale falan alıyordur, cumaya da mutlaka gidiyordur zaten. Ama Atam onun da kuralları var. Bir kere ulaşmak istediğin her kimse onun yanında bir yerlerde saf tutacaksın ki müslüman olduğun anlaşılsın.

Başka bir deyişle Atam senin o çağdaş insanından pek kalmadı. Kalanlar da korkudan seslerini çıkaramıyorlar. Gerçi geçenlerde 500 bin küsür insan toplandı Ankara'nda hatta bunların 370 bin kadarı seni ziyarete geldiler de anlayan kim. Ha kusura bakma Atam unuttum. Halk napıyor bu arada. Valla ne yalan söyliyeyim pek bir şey yaptıkları yok. Enflasyon, işsizlik, azıcık maaş, dünyanın en pahalı benzini, futbol, terör falan oyalanıyorlar işte. Düşünmeye vakitleri yok ki bize neler oluyor nereye gidiyoruz diye.

Kısacası Atam bugün açıklanan yeni cumhurbaşkanı adayı ile son nokta da konuldu. Artık türbanlı bir first lady sahibi de olacağız. Türban mı ne? Dedim ya Atam, özel bir bağlama şekli olan, yobazlığın modernize edilmiş şekli. Hani sen Menemen'de astırmıştın o yobazlardan. Şimdiki sistemde onların torunları falan da söz sahibi. Hem de aynı kafa yapısıyla. Sadece görüntüleri biraz daha insana benziyor. Neyse Atam şişirdim kafanı. Kusuruma bakma. Aslında utancımdan yazıyorum tüm bunları. Kendi beceriksizliğime kızıyorum. Üstelik senin o şanlı ordunda yıllarca subay olarak görev yapıp emekli oldum. Biliyorum neler düşüneceksin bu mektubu aldığında. Haklısın, utanıyorum asker olduğuma ve hiç bir şey yapmadan oturduğuma. Beni affetmeni falan istemiyorum senden. Buna zaten yüzüm yok. Tek istediğim bir şey var. Ya tekrar gel ya da birisini gönder senin gibi. Yok biz beceremedik. Affet bizi. Rahat uyu diyeceğim ama rahat mı bıraktık?


1181
0
0
Yorum Yaz